'Hayatımın en mutlu anıymış , bilmiyordum . Bilseydim, bu mutluluğu koruyabilir , her şey de bambaşka gelişebilir miydi ? Evet , bunun hayatımın en mutlu anı olduğunu anlayabilseydim , asla kaçırmazdım o mutluluğu.'
Bu muhteşem cümlelerle başlar Masumiyet Müzesi.
Masumiyet Müzesini izlemeyen varsa yazımı okumasını tavsiye etmem çünkü bu yazı bolca spoiler içerir.
Masumiyet Müzesi'nin Netflix'te çıkacağını evet biliyordum. Öncesinde kitabı bir kere daha okurum dedim. Maalesef okuyamadım. Eşim diziyi izlerken sen bu kitabı okudun mu dedi. Beni tanımamasına değil, onun kitabın ne kadar popüler olduğunu bilmemesine ya da iyi okuyucuların bu kitabı kaçırmayacağını bilmemesine verdim. Yoksa bu bana hakaret olurdu. Tabi ki 2008'de çıktığında okumuştum. Üzerinden biraz zaman geçmesinden dolayı hafif unutmuşum. Mesela sonunda evlenecekler mi diye sordu dizinin ortasında eşim, Füsun'un öldüğünü hayal meyal hatırladım.
Kitabın üzerinden geçtiğinden hayalimde karakter pek kalmamıştı. Dolayısıyla oyuncuları yadırgamadım. Dizi evet kitaba bağlı kalınmış, kurgu tamamıyla aynı ilerlemiş.
Dizi hakkında düşüncelerime gelince 9/10 derim. Oyuncular, akış, senaryo ve arka plan gayet güzeldi. Dizi hızlı başladı. İlgiyle izlerken eşim de katıldı. İlerleyen bölümlerde Füsun saçlarını kestirdi ve ritm de düştü. Ben Feridun karakterini ve oyunculuğunu biraz vasat buldum. Füsun'un babasının ölmesiyle tekrar ritm yükseldi ve final sahnesinde Sibel'i de görerek diziye veda ettik.
Veda cümlesi de çok sevdiğimiz satırlarla bitti:
Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım.
Orhan Pamuk dizide ne alaka dedirtti. Gabriel Garcia yaşasaydı, Yüzyıllık Yalnızlıkta oynar mıydı? Klasik Türk yaklaşımı değil de ne?
Gelelim eşimin ve kitap okumayanların sorularına?
Gerçek bir hikaye mi?Hayır, kurgu olarak yazılmıştır.
Orhan Pamuk bu kitapla mı Nobel aldı?
İlber Oltaylı'dan alıntı yapıyorum ve diyorum ki Cahilsiniz! Orhan Pamuk 2006'da Nobel aldı, bu kitap 2008 yayınlandı. Töreni izleseydiniz ödülün alınmasında Benim Adım Kırmızı'ya atıf yaptığını bilirdiniz. Cevdet Bey ve Oğulları ekstrası olurdu.
Orhan Pamuk'un en güzel kitabı mı?
Tabi ki bu zevke göre değişir. Okuması en kolay kitabı denilebilir. Katmanlı ve derinlikli yazdığından Kar kitabında ben çok odaklanarak okumuştum. Benim Adım Kırmızı da çok etkileyeciydi. Ama beni en çok saran kitabı Kafamda Bir Tuhaflık! Mevlüt karakteri ve duygu/durum geçişleri sımsıkı sarmalamıştı beni.
Sen Müzeyi gezdin mi?
Hayır, o dönemde Orhan Pamuk'a mesafeli olduğumdan kitabı sahte almıştım(Türk milleti için açıklamalarından ötürü) ama sonradan orjinalini kitaplığıma koydum. Dolayısıyla davetiyem yoktu. Davetiyem olduğunda eşimle Beyoğlu'nda yürürken gidelim dememe rağmen hem müze sevmemesi hem de sokağı pek tekin bulmamasından dolayı sokağa girmedik bile. İstanbul'da uzak durmanız gereken sokakların çoğu malum Beyoğlu'nda. Şimdi gider miyim? Kurgu olan bir hikayenin müzesi çok ilgimi çekmiyor açıkçası.
Orhan Pamuk'un başka dizi olan kitabı var mı?
Benim bildiğim yok. Kar ve Benim Adım Kırmızı film olacak diye okumuştum. Senaryosunu yazdığı Gizli Yüz sonradan kitaba döndü.
İzlemeyenler ve okumayanlar için bence hem okuyun hem de izleyin. Platonik gibi saçma yapımlarla vaktinizi kaybetmeyin.
Yorumlar
Yorum Gönder