Ana içeriğe atla

Gül vs Nestle

 Çok sevdiğim bir arkadaşımızı New York'a uğurluyoruz. Gülcüğümün inanılmaz değişik bir hikayesi var ve kısım kısım yazacağım. 

Gül Nestle'de çalışan beyaz yaka mükemmel bir insan. Geçtiğimiz yıllarda hep kurumsal hayattan ne kadar sıkıldığını ve işten kendini kovdurmaya çalıştığını ama bir türlü kabul ettiremediğini anlatıyordu. Ben de hiç kendimi kovduramamış ve haklarını alamamış ama tembellik yapıp gitsin artık dedirtemeyen bir insan olduğum için onu çok iyi anlıyorum.

Sürekli nasıl kovulurum diye kara kara düşünüp mobing de yok ki burada deyip değişik bir çare bulmuştu aslında ki uygulamadı. Kapanmayı düşünüyorum ama burada hiç kapalı kimse yok dolayısıyla bana haklarımı verin demek olacaktı ki onu da yapamadım diyor.

Neyse Amerika'ya yerleşmeyi kafaya koyuyor, gidiyor diyor ki haklarımı verin beni salın. Hem IK hem de Hukuk karşı çıkıyor. Çalışmaya devam edebilirsin ama istersen istifa et deniyor. 

Gül avukatlara danışıyor, sigorta vs yok çare yok. Eyt vurmamış ama bir çözüm yolu da buluyor. Sigortasını 7000 güne tamamlamak. Böylelikle emeklilik hak edecek ve ihbar beklemeden çıkabilecek. Doğum döneminde borçlanmalara bakıyor. Neyi tamamlayabilirim 240 güne ihtiyacı var.

Sonra aklına İngiltere'de bulunduğu dönem geliyor. Bekar olduğu dönemde 6 aylığına iş için İngiltere'ye gitmiş. Sonra 1,5 yıla uzatmış. Orada ev hanımı statüsünden borç ödemeyi planlıyor. Ev hanımı olmak için evli olmaya da ihtiyaç yok.

Diyor ki avukatlar hiç bir şey bilmiyor. Biri demiş ki 200 bin ver İngiltere'ye gideyim halledeyim :)) Başlıyor Londra Büyükelçiliğiyle yazışmaya. Sana cevap vermezler uğraşmazlar diyor. Gül akşam yazıyor, sabah cevap alıyor. 

Turist vizesiyle gitmediğini, işten sonra orada yaşadığını kanıtlıyor ve sigortaya tam 400 gün saydırıyor!!!

Sonrası mı? Tazminatını alıyor ama üst limit 46 binden...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Number 3

 Arkadaşlar uzun zamandır yoğunluktan dolayı yazamıyorum. Beni affedin. Onlarca kriz, yüzlerce problemlerle uğraşırken arada güzel bir haber aldım. Beni affetmeniz adına buradan paylaşmış olayım :) 

Fakir hayatı yaşayabilir miyim?

 Arkadaşlar beni linçlemeyin. Konu bildiğiniz gibi değil. Geçen bir şeyler oldu ve ben dedim ki okey ben annemin yanına gidiyor, sade bir hayat yaşıyorum. Abimin ilk tepkisi sen 1 gün yaşayamazsın oldu. Niye dedim. Damla saçmalama kahvenin yanında Baileys yok annemlerde dedi. Ben bozuldum içmem ne var yani dedim. Sonra muhasebecime dedim. Saçmalama sen işe girip başkasından emir alıp 150 bin lirayla mı geçineceksin dedi. Metro benim hayal ettiğim gibi değilmiş. Tıklım tıkış önce Dudullu sonra oradan gideceğin yereymiş. Sonra hatırladım ki ben yıllar önce Suadiye-Kadıköy sarı dolmuşa binmiştim. Şişko teyze üstüme kaykılıp klimasız ortamda kapı açılınca çığlık atmak istemiştim. Ama sorarsanız ayda ne kadar harcıyorsun bence 5 bin :)) tabi dışarıda yediğim yemek başına.  Sade hayata geçilir mi? Bilmiyorum. Benim gibi iyi eğitimli, belli topluluklarda kabul görmüş sürekli yükselen biri sade hayat yaşabilir mi? Bence evet ama çevremdekilere göre hayır.  Benim beklentilerim nel...

Senin Favori Küfürün Hangisi?

 Evet biliyorum biraz sert oldu :) Ama burası bir lifestyle blogu dersek yani bu da hayatın bir gerçeği. Aslında beni yakından tanıyanlar bilir ki ben asla küfretmem ve yanımda küfredilmesine de izin vermem. Hatta en ağır kelimem b.k bile gördüğünüz üzere noktalı yazarım. E Damla nerede çıktı derseniz, bir aydınlanma yaşadım da denilebilir :)) Bir kız arkadaşımın çok kullandığı bir küfür vardı. Eski eşine kızdıkça aşağıda linkini bırakacağım küfrü ederdi. İçimden bu kız ne saçmalıyor derdim. Gerçekten böyle beyinli insanlar var bunu anladım. Argolar, küfürler bir dili yaşatan unsurlar hatta abartalım zenginlikler diyelim. Hep ciddi şeyler yazdığımız bu blogumuza da bir küfür sallayıp sonraki yazıma geçelim :)) Ekşi küfür açıklaması