Ana içeriğe atla

Bir Azeri ile hangi dilde konuşursunuz?

Dün ülke karışmış, ekranda gözümün önünde euro 41, 41,3, 41,6...44'ü sanırım 1 dk gibi bir sürede gördüm ve scheisse demeye başladım ki bir anda durdu. Ben de o esnada mektup almaya çalışıyorum. Bankacı ekranım donuyor dedi. Tamam duralım dedim ben de. 

Tam bu esnada Azerbaycanla toplantım var. İnternet berbat ve ben bir şeyler anlatmaya çalışıyorum. Karşımdaki  You look very anxiety! dedi ve ben koptum merak etmeyin ağlamadım tabi ama başladım anlatmaya.

Bir gün önceye dönelim. Ben toplantılarımı kontrol ediyorum. Baktım ertesi günkü toplantım bir Azeri firmayla. İçimden geçiriyorum umarım İngilizce yaparız. Çünküüü evet Türkçe anlaşabiliriz ama ben kesin şiveden takılırım. O esnada dikkatim dağılır. İngilizce takır takır anlatırım diyorum. Hayatta problemlerimin güzelliğine bak bir gün öncesi için.

Neyse ertesi gün oldu. Piyasalar karışık. Hayat devam ediyor dedim ve toplantıya girdik. Ben İngilizce başladım. Kibarlık olsun diye de hangi dili tercih edersiniz dedim. 3 yıl üstüne Türkiye'de de yaşamış. S.çtık dedim. Sonra o da benim gibi düşünmüş olmalı ki İngilizce devam edelim dedi.

Bol kesintili, benim gergin olduğum toplantı bitti.

Yarın mektup almaya bankaya ben gideceğim. Rica ediyorum. Yarım gün kurlarla oynamayın. Pazartesi zıplar zaten tutuklama vs derken.

O sarı ineği vermeyecektik dostlar!

P.S: Mektup ne derseniz? Teminat mektubu, ülkede her şey çok yolunda ya mektubu veriyoruz, projeler tamamen sorunsuz güvence altında devam ediyor.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Number 3

 Arkadaşlar uzun zamandır yoğunluktan dolayı yazamıyorum. Beni affedin. Onlarca kriz, yüzlerce problemlerle uğraşırken arada güzel bir haber aldım. Beni affetmeniz adına buradan paylaşmış olayım :) 

Fakir hayatı yaşayabilir miyim?

 Arkadaşlar beni linçlemeyin. Konu bildiğiniz gibi değil. Geçen bir şeyler oldu ve ben dedim ki okey ben annemin yanına gidiyor, sade bir hayat yaşıyorum. Abimin ilk tepkisi sen 1 gün yaşayamazsın oldu. Niye dedim. Damla saçmalama kahvenin yanında Baileys yok annemlerde dedi. Ben bozuldum içmem ne var yani dedim. Sonra muhasebecime dedim. Saçmalama sen işe girip başkasından emir alıp 150 bin lirayla mı geçineceksin dedi. Metro benim hayal ettiğim gibi değilmiş. Tıklım tıkış önce Dudullu sonra oradan gideceğin yereymiş. Sonra hatırladım ki ben yıllar önce Suadiye-Kadıköy sarı dolmuşa binmiştim. Şişko teyze üstüme kaykılıp klimasız ortamda kapı açılınca çığlık atmak istemiştim. Ama sorarsanız ayda ne kadar harcıyorsun bence 5 bin :)) tabi dışarıda yediğim yemek başına.  Sade hayata geçilir mi? Bilmiyorum. Benim gibi iyi eğitimli, belli topluluklarda kabul görmüş sürekli yükselen biri sade hayat yaşabilir mi? Bence evet ama çevremdekilere göre hayır.  Benim beklentilerim nel...

Senin Favori Küfürün Hangisi?

 Evet biliyorum biraz sert oldu :) Ama burası bir lifestyle blogu dersek yani bu da hayatın bir gerçeği. Aslında beni yakından tanıyanlar bilir ki ben asla küfretmem ve yanımda küfredilmesine de izin vermem. Hatta en ağır kelimem b.k bile gördüğünüz üzere noktalı yazarım. E Damla nerede çıktı derseniz, bir aydınlanma yaşadım da denilebilir :)) Bir kız arkadaşımın çok kullandığı bir küfür vardı. Eski eşine kızdıkça aşağıda linkini bırakacağım küfrü ederdi. İçimden bu kız ne saçmalıyor derdim. Gerçekten böyle beyinli insanlar var bunu anladım. Argolar, küfürler bir dili yaşatan unsurlar hatta abartalım zenginlikler diyelim. Hep ciddi şeyler yazdığımız bu blogumuza da bir küfür sallayıp sonraki yazıma geçelim :)) Ekşi küfür açıklaması