Ana içeriğe atla

Silicon Vadisi

 Herkese merhaba,

Son 1 haftalık deneyimlerimi paylaşacağım bir yazı dizisi olacak. Tabi ki öncelikle gittiğim coğrafya Palo Alto, San Francisco dolayısıyla Kaliforniya'dan bahsetmem gerekli.

San Francisco, Kaliforniya eyaletinde yer alan teknolojinin dünyadaki başkenti lafını kolaylıkla hak eden bir bölge. 

Türkiye'den giderken 13,5 dönerken 12 saat uzaklıkta 10 saat zaman farkının olduğu güneyde yer alan bir alan. 

Öncelikle ben ekonomi uçtum, bacaklarım mahvoldu. Dönüştü acil kaçış alsam mı diye düşünsem de WC'lerin tam önlerinde olması ve sürekli uzun yolculuklarda insanların girip çıkmasından dolayı koridor kenarı olsun dedim ve dar bir alanda oturdum. Eğer şansınız varsa mutlaka business alın derim.

SF'de Palo Alto bölgesinde Four Seasons'ta kaldım. Otel koşulları itibariyle mükemmel olsa da şehre bir tık uzaktı. Dolayısıyla eğer bireysel gidiyorsanız SF merkez tercihiniz olabilir. Yürüme mesafesinde bolca alan görebilirsiniz.

Eşim ısrarla Apple'a kızımsa Wallmart'a gitmemi istedi. Bu bölgede Apple varmış ama ben programım yoğunluğundan ve Pier 39 gibi bölgelerde bulunmamdan dolayı hiç gidemedim. SF gelir düzeyi yüksek olduğundan Wallmart'a da denk gelemedik. Neyse ki kızımın talebi Target'ta mevcuttu. 

Şehirde bolca Waymo görebiliyorsunuz. Yani sürücüsüz taksiler. Sadece SF'de mevcut ve bolca kameraları var. Benim maalesef binme şansım olmadı. Yine aynı sıklıkla Tesla'lar trafikte. 

Ben gittiğimde 'heat wave' vardı. Şanslıyım demeliyim sanırım. Hava 36 dereceleri görüyordu. Tabi ki iş toplantıları olduğu için ceketlerimizi çıkaramasak da tüm binalar buz gibiydi.

Bu bölgeye adını veren Silikon Vadisi olması bildiğiniz gibi garaj geçmişleri ve transistörlerde kullanılan malzemenin yarı geçirgen silikon bazlı olması dolayısıyla gerçekten herkesin dilinde teknoloji ve eğer buna AI eklerseniz tenx oluyor muhabbetleri :) Stanford çılgın bir üniversite özgürlük ortamı, Asya kökenli öğrencilerin çokluğu ve İsral'e yoğun şekilde verdikleri destekle beni şaşırttı. Melissa'nın burada okumasını isterim. 

Golden Gate ikon olsa da maalesef ben sisten dolayı poz veremedim ama Muir Wood fotoğrafımı paylaşıyorum. Little Italy,China Town, Pier 39 ve meşhur Lombart Street'i çok hızlı da olsa hepsini görmenin mutluluğunu yaşıyorum.

Şehri maalesef sevemedim. Gerçek bir geek mekanı benim için.  Sabah 5 de hayat başlıyor ve 16 civarı bitiyor. Cadde'deki mekanların ya da London pub geleneğinin hiç bir dokunuşu yok.

Amaaa 2025 yazında kesinlikle kızlarla SF'de geçirmeye karar verdim. Teknoloji burada.

Son bir dedikodu da bırakayım. Kendi aralarında ne konuşuyorlar derseniz. Şehirde C-level ve VP'ler Zuckerberg'in yeni saçlarını konuşuyor.

Gerçekten :))


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Number 3

 Arkadaşlar uzun zamandır yoğunluktan dolayı yazamıyorum. Beni affedin. Onlarca kriz, yüzlerce problemlerle uğraşırken arada güzel bir haber aldım. Beni affetmeniz adına buradan paylaşmış olayım :) 

Fakir hayatı yaşayabilir miyim?

 Arkadaşlar beni linçlemeyin. Konu bildiğiniz gibi değil. Geçen bir şeyler oldu ve ben dedim ki okey ben annemin yanına gidiyor, sade bir hayat yaşıyorum. Abimin ilk tepkisi sen 1 gün yaşayamazsın oldu. Niye dedim. Damla saçmalama kahvenin yanında Baileys yok annemlerde dedi. Ben bozuldum içmem ne var yani dedim. Sonra muhasebecime dedim. Saçmalama sen işe girip başkasından emir alıp 150 bin lirayla mı geçineceksin dedi. Metro benim hayal ettiğim gibi değilmiş. Tıklım tıkış önce Dudullu sonra oradan gideceğin yereymiş. Sonra hatırladım ki ben yıllar önce Suadiye-Kadıköy sarı dolmuşa binmiştim. Şişko teyze üstüme kaykılıp klimasız ortamda kapı açılınca çığlık atmak istemiştim. Ama sorarsanız ayda ne kadar harcıyorsun bence 5 bin :)) tabi dışarıda yediğim yemek başına.  Sade hayata geçilir mi? Bilmiyorum. Benim gibi iyi eğitimli, belli topluluklarda kabul görmüş sürekli yükselen biri sade hayat yaşabilir mi? Bence evet ama çevremdekilere göre hayır.  Benim beklentilerim nel...

Senin Favori Küfürün Hangisi?

 Evet biliyorum biraz sert oldu :) Ama burası bir lifestyle blogu dersek yani bu da hayatın bir gerçeği. Aslında beni yakından tanıyanlar bilir ki ben asla küfretmem ve yanımda küfredilmesine de izin vermem. Hatta en ağır kelimem b.k bile gördüğünüz üzere noktalı yazarım. E Damla nerede çıktı derseniz, bir aydınlanma yaşadım da denilebilir :)) Bir kız arkadaşımın çok kullandığı bir küfür vardı. Eski eşine kızdıkça aşağıda linkini bırakacağım küfrü ederdi. İçimden bu kız ne saçmalıyor derdim. Gerçekten böyle beyinli insanlar var bunu anladım. Argolar, küfürler bir dili yaşatan unsurlar hatta abartalım zenginlikler diyelim. Hep ciddi şeyler yazdığımız bu blogumuza da bir küfür sallayıp sonraki yazıma geçelim :)) Ekşi küfür açıklaması