Ana içeriğe atla

Çocuk Masalları, İmkansız denilen şeyler ve Güç

O zaman arkadaşlar bugün upuzun yazı yazıp takipçilerimi çok mutlu edeceğim...

Aklımda aslında onlarca konu uçuşurken bir tane arkadaşım ne diyorsun anlamıyorum diyor oysaki beni tanıyan arkadaşlarım hemen anlıyor. Kibarlığımdan 'algın mı kapalı diyorum' ama içimden IQ farkımız kaç diye geçirmiyorum değil :))) Zaten kaba bir insan olduğundan artık bir şey sormak da içimden gelmiyor.

O zaman bu arkadaşın gossip ini yaptığımıza göre konularıma geçebiliriz. 

İlk konumuz çocuk masalları. Bugün canım kızım geldi ve anne bir hikaye okuyacağız dedi. Prospektüs bile okuyan ben hemen atladım. Aslında masal çok güzel başladı. Gökkuşağı balığı vardı. Çok güzeldi. Hafif şımarıktı ve yalnızdı. Ohhaaa dedim içimden masalda beni anlatmış :) Sonra benim gibi U yapıyor ve kind davranıyordu tam çok iyi derken saçma bir sonla bitti. Nil K. dediği gibi masalın sonunda Prensle Prenses evlenmek zorunda değil. Prens gay olduğunu açıklasın, Prenses de pastacı olup hayallerinin peşinden gitsin. Sonra da arkadaş olurlar. Gerçek mutlu son.

Gelelim ikinci konumuza: Bu hafta elime inanılmaz fırsatlar geçti ve ben sonucu çok yakınım. Bu aşırı kaba dostuma soruyorum. Cevap olmaz. Hayatta en nefret ettiğim cevap. Ben bile çoğu zaman müşterilerime mühendislik olarak imkansız olan bir şey de olsa ya aslında olur ama aşırı maliyetleri olur bence bu işi bekletelim derim. Karşımdaki sanki finansçı değilmiş gibi, sanki şirket birleşmeleri onun işi değilmiş gibi ve sanki zaten ben yıllarca devlet başkanlarıyla takıldım dememiş gibi 'büyüme' dedi.  Saçma öyle saçma ki.... Tabi ki alternatifleri buldum.

Son konuma gelince: Güçle ilgili bir yazı yazmıştım ve geçenlerde mükemmel bir film izledim. Orada da konu güce geldi. Orada da güç sahibi olmak değil, onu kullanmakla ilgiliydi. Ve diyordu ki 'Güce sahip olmaktan daha önemli olan şey onunla ne yapacağını bilmektir.'


Neyse ki her konuda olduğu gibi ben de bu konuda çok iyiyim...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Number 3

 Arkadaşlar uzun zamandır yoğunluktan dolayı yazamıyorum. Beni affedin. Onlarca kriz, yüzlerce problemlerle uğraşırken arada güzel bir haber aldım. Beni affetmeniz adına buradan paylaşmış olayım :) 

Fakir hayatı yaşayabilir miyim?

 Arkadaşlar beni linçlemeyin. Konu bildiğiniz gibi değil. Geçen bir şeyler oldu ve ben dedim ki okey ben annemin yanına gidiyor, sade bir hayat yaşıyorum. Abimin ilk tepkisi sen 1 gün yaşayamazsın oldu. Niye dedim. Damla saçmalama kahvenin yanında Baileys yok annemlerde dedi. Ben bozuldum içmem ne var yani dedim. Sonra muhasebecime dedim. Saçmalama sen işe girip başkasından emir alıp 150 bin lirayla mı geçineceksin dedi. Metro benim hayal ettiğim gibi değilmiş. Tıklım tıkış önce Dudullu sonra oradan gideceğin yereymiş. Sonra hatırladım ki ben yıllar önce Suadiye-Kadıköy sarı dolmuşa binmiştim. Şişko teyze üstüme kaykılıp klimasız ortamda kapı açılınca çığlık atmak istemiştim. Ama sorarsanız ayda ne kadar harcıyorsun bence 5 bin :)) tabi dışarıda yediğim yemek başına.  Sade hayata geçilir mi? Bilmiyorum. Benim gibi iyi eğitimli, belli topluluklarda kabul görmüş sürekli yükselen biri sade hayat yaşabilir mi? Bence evet ama çevremdekilere göre hayır.  Benim beklentilerim nel...

Senin Favori Küfürün Hangisi?

 Evet biliyorum biraz sert oldu :) Ama burası bir lifestyle blogu dersek yani bu da hayatın bir gerçeği. Aslında beni yakından tanıyanlar bilir ki ben asla küfretmem ve yanımda küfredilmesine de izin vermem. Hatta en ağır kelimem b.k bile gördüğünüz üzere noktalı yazarım. E Damla nerede çıktı derseniz, bir aydınlanma yaşadım da denilebilir :)) Bir kız arkadaşımın çok kullandığı bir küfür vardı. Eski eşine kızdıkça aşağıda linkini bırakacağım küfrü ederdi. İçimden bu kız ne saçmalıyor derdim. Gerçekten böyle beyinli insanlar var bunu anladım. Argolar, küfürler bir dili yaşatan unsurlar hatta abartalım zenginlikler diyelim. Hep ciddi şeyler yazdığımız bu blogumuza da bir küfür sallayıp sonraki yazıma geçelim :)) Ekşi küfür açıklaması