Ana içeriğe atla

Fakirden Al, Zengine Ver!

Canım abim ısrarla bir kitap okumamı istedi. Yaşlandığım için heralde normalde okumayacağım bir kitabı, ulen zaten her gün sayfalarca kitap okuyorum. Bunu da okurum dedim ve okumaya başladım. Kitabın adı Zengin Baba, Yoksul Baba. Amerika'da milyonlar satması eğitim seviyesinin düşük olduğu bir ülkede benim için kriter değil. Nitekim dili bir o kadar basit. 

Kitabın henüz 100. sayfasına geldim. İlk konu Zenginler para için çalışmaz. Her ne kadar zengin olmasam da benim para için değil başarılı olmak için çalıştığımı herkes bilir. İkinci bölüm yatırımlarla ilgili abimin hatrına okuyacağız.

Gelelim benim kendi fikirlerime. Ben bir ürünü ya da hizmeti en uygun almaya inananlardanım ve maddi durumunuz güçlendikçe bence bu daha kolay oluyor. Mesela banka bana bir kart tanımlamış. Nerede kullansam daha çok benim gittiğim mekanlarda bana 10% geri iade ediyor. Geçtiğimiz günlerde sevdiğim bir kulübe üyelik için gittim. Önce hep gittiğim için 10% indirim yaptılar. Sonra faturayı organizasyon diye şirketime keser misiniz dedim 18% oradan KDV ve sonrasında kurumlar vergisinden düşeceğim bir gider oldu. Peşine de kartım 10% bir indirim yapınca 40% varan bir indirim almış oldum. Yani elini kolunu sallayıp giren bir kişi 100 Lira verirken ben aynı hizmeti 60 Liraya almış oldum. Genelde de bir şey alacağım zaman miles dan düşer mi? Personel indirimi var mı? Şirkete gider olur mu? diye zorluyorum.

Sistem kitapta da bahsettiği gibi sürekli bir vergi almaya çalışma ve  buna karşılık vergiden düşmeye çalışan daha zengin gruptan bahsediyor.


Okumanızı salık verir miyim? Yaniiii....

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Number 3

 Arkadaşlar uzun zamandır yoğunluktan dolayı yazamıyorum. Beni affedin. Onlarca kriz, yüzlerce problemlerle uğraşırken arada güzel bir haber aldım. Beni affetmeniz adına buradan paylaşmış olayım :) 

Fakir hayatı yaşayabilir miyim?

 Arkadaşlar beni linçlemeyin. Konu bildiğiniz gibi değil. Geçen bir şeyler oldu ve ben dedim ki okey ben annemin yanına gidiyor, sade bir hayat yaşıyorum. Abimin ilk tepkisi sen 1 gün yaşayamazsın oldu. Niye dedim. Damla saçmalama kahvenin yanında Baileys yok annemlerde dedi. Ben bozuldum içmem ne var yani dedim. Sonra muhasebecime dedim. Saçmalama sen işe girip başkasından emir alıp 150 bin lirayla mı geçineceksin dedi. Metro benim hayal ettiğim gibi değilmiş. Tıklım tıkış önce Dudullu sonra oradan gideceğin yereymiş. Sonra hatırladım ki ben yıllar önce Suadiye-Kadıköy sarı dolmuşa binmiştim. Şişko teyze üstüme kaykılıp klimasız ortamda kapı açılınca çığlık atmak istemiştim. Ama sorarsanız ayda ne kadar harcıyorsun bence 5 bin :)) tabi dışarıda yediğim yemek başına.  Sade hayata geçilir mi? Bilmiyorum. Benim gibi iyi eğitimli, belli topluluklarda kabul görmüş sürekli yükselen biri sade hayat yaşabilir mi? Bence evet ama çevremdekilere göre hayır.  Benim beklentilerim nel...

Senin Favori Küfürün Hangisi?

 Evet biliyorum biraz sert oldu :) Ama burası bir lifestyle blogu dersek yani bu da hayatın bir gerçeği. Aslında beni yakından tanıyanlar bilir ki ben asla küfretmem ve yanımda küfredilmesine de izin vermem. Hatta en ağır kelimem b.k bile gördüğünüz üzere noktalı yazarım. E Damla nerede çıktı derseniz, bir aydınlanma yaşadım da denilebilir :)) Bir kız arkadaşımın çok kullandığı bir küfür vardı. Eski eşine kızdıkça aşağıda linkini bırakacağım küfrü ederdi. İçimden bu kız ne saçmalıyor derdim. Gerçekten böyle beyinli insanlar var bunu anladım. Argolar, küfürler bir dili yaşatan unsurlar hatta abartalım zenginlikler diyelim. Hep ciddi şeyler yazdığımız bu blogumuza da bir küfür sallayıp sonraki yazıma geçelim :)) Ekşi küfür açıklaması