Ana içeriğe atla

Ters yöne gitmek bazen doğru yere mi ulaştırır?

Bugün bir toplantı için Florya'ya geçmem gerekti. Garanti filo da sağolsun 20 kere falan aramıştır. İkame aracı teslim eder misiniz? Ben de servisteki aracımı vermeden nasıl olacak diye en sonunda carlamaya başladım. Sonra bir cengaver valelik görevini üstlendi. Tabi tüm bu karmaşada navigasyona git dedim ve İstanbul içindeki iki noktayı 1 saat 41 dkya bağladı! 

Yolda podcast dinlemeye karar verip çıktım. Ama tabi planladığım gibi olmadı. Spotify açıp müzik dinlemeye ve düşünmeye başladım. Artık navigasyon da öyle noktalardan veriyor ki doğru mu yazdım diye tekrar tekrar bakıyorum. En son Orhanlı'dan eve dönecekken beni Darıcayı yolladı. Florya'ya giderken Tekirdağ yoluna girdim. Çengelköy'e giderken de Yavuztürkteydim. 

Şunu fark ettim bazen varacağın mesafeye gidebilmek için biraz ters yönde devam etmek sonra en kısa yolu seçmek gerekebiliyor. Hayat da böyle değil mi? Bazen daha iyi arkadaşlıklar kurabilmek, kariyerinde ilerlemek için önce ters yöne gidiyorsun sonra bakıyorsun ki bunun daha doğru yolu var, oraya sapıyorsun. Önemli olan gittiğin ters yönde ısrar edip devam etmemek ve tadında bırakmak.

Evet bugün o kaos İstanbul trafiğinde bunları düşündüm. Hayatta herşeyi avantaja çevirmeye çalışanlar kulübü böyle bir yer.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Number 3

 Arkadaşlar uzun zamandır yoğunluktan dolayı yazamıyorum. Beni affedin. Onlarca kriz, yüzlerce problemlerle uğraşırken arada güzel bir haber aldım. Beni affetmeniz adına buradan paylaşmış olayım :) 

Fakir hayatı yaşayabilir miyim?

 Arkadaşlar beni linçlemeyin. Konu bildiğiniz gibi değil. Geçen bir şeyler oldu ve ben dedim ki okey ben annemin yanına gidiyor, sade bir hayat yaşıyorum. Abimin ilk tepkisi sen 1 gün yaşayamazsın oldu. Niye dedim. Damla saçmalama kahvenin yanında Baileys yok annemlerde dedi. Ben bozuldum içmem ne var yani dedim. Sonra muhasebecime dedim. Saçmalama sen işe girip başkasından emir alıp 150 bin lirayla mı geçineceksin dedi. Metro benim hayal ettiğim gibi değilmiş. Tıklım tıkış önce Dudullu sonra oradan gideceğin yereymiş. Sonra hatırladım ki ben yıllar önce Suadiye-Kadıköy sarı dolmuşa binmiştim. Şişko teyze üstüme kaykılıp klimasız ortamda kapı açılınca çığlık atmak istemiştim. Ama sorarsanız ayda ne kadar harcıyorsun bence 5 bin :)) tabi dışarıda yediğim yemek başına.  Sade hayata geçilir mi? Bilmiyorum. Benim gibi iyi eğitimli, belli topluluklarda kabul görmüş sürekli yükselen biri sade hayat yaşabilir mi? Bence evet ama çevremdekilere göre hayır.  Benim beklentilerim nel...

Senin Favori Küfürün Hangisi?

 Evet biliyorum biraz sert oldu :) Ama burası bir lifestyle blogu dersek yani bu da hayatın bir gerçeği. Aslında beni yakından tanıyanlar bilir ki ben asla küfretmem ve yanımda küfredilmesine de izin vermem. Hatta en ağır kelimem b.k bile gördüğünüz üzere noktalı yazarım. E Damla nerede çıktı derseniz, bir aydınlanma yaşadım da denilebilir :)) Bir kız arkadaşımın çok kullandığı bir küfür vardı. Eski eşine kızdıkça aşağıda linkini bırakacağım küfrü ederdi. İçimden bu kız ne saçmalıyor derdim. Gerçekten böyle beyinli insanlar var bunu anladım. Argolar, küfürler bir dili yaşatan unsurlar hatta abartalım zenginlikler diyelim. Hep ciddi şeyler yazdığımız bu blogumuza da bir küfür sallayıp sonraki yazıma geçelim :)) Ekşi küfür açıklaması