Ana içeriğe atla

En İyi Estetisyen Kim?

Eskiden doktorlara fazlasıyla saygı duyar ve benim için özel bir meslek grubunda yer alırdı ta ki abuk subuk insanlarla karşılaşana kadar. Şimdi demeyin mühendisin de iyisi kötüsü yok mu? Mühendislerin kötüsü kadar doktorların iyisi vardır.

Nereden çıktı bu fikir derseniz?
Ürolog'a gittim galiba böbrek taşı düşürüyorum diye nitekim 15 yaşından beri sorunum. Dedi ki şu an aktif yok ama sağ böbreğindekini kırmamız lazım. Sağ böbrek için de devlette hocaya gitmiştim, bakıp ya bu oradan çıkmaz elleme diyip yollamıştı. İşte iş etiği böyle bir şey.


Bir  de ünlü bir estetik cerrah var, sıklıkla Kanal D gibi kanalların televizyon programlarına çıkıyor adı Bülent sanırım soyadını çıkartamıyorum şimdi, belli sıklıkla beni instagramda takibe alıp bırakıyor. Bunu bir doçent yapınca ve en son annemin çalıştığı bir doktor sponsorlu ilan verince hepsi gözümden öyle bir düştü ki. Sen o kadar ağır koşullarda 6 yıl oku, hocanın hakaretleriyle 4 yıl yırtın, zorunlu diye devlette yırtın hakaretler dayaklar sonra da sponsorlu instagramda hasta yakalamaya çalış. Bence bunlar fazlasıyla komik.

Gelelim estetisyenlere tavsiye etmediğim Aykut Mısırlıoğlu. Kendisi benim burun ameliyatımı yapmış ve revizyona ihtiyaç duyuldu. Önermem. Yerine şu sıralar doktor bakıyorum: Teoman Doğan çok başarılı duruyor, kendi tekniği ve yurtdışı eğitimleriyle işte ben bu doktora saygı duyarım. İkincisi Barış Çakır. İkisi de başarılı duruyor. Diğerleri Bülent Cihantimur, Ahmet Alp ve Reha Yavuzer. Ama bir numaram şimdilik Teoman Doğan. Portföyünü biraz daha takip etmek gerek. Geçen günlerde paylaştığı bir video da revizyon vardı ve burun ucu mükemmeldi.

Peki şimdiye kadar gittiğim ve memnun kaldığım doktorlar kim? Dermatolog Demet Akpolat hem kişilik olarak çok tatlı hem de işinde iyi. Burun, yanak, çene dolgusu çok iyi. Estetisyen Teoman Eraslan'da çok çok iyi. Demo'nun eşi Ortopedist, Teo'nun ki jinekolog. Ben onları da sömürüyorum, sağolsunlar çok anlayışlılar bu konuda. 


Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Number 3

 Arkadaşlar uzun zamandır yoğunluktan dolayı yazamıyorum. Beni affedin. Onlarca kriz, yüzlerce problemlerle uğraşırken arada güzel bir haber aldım. Beni affetmeniz adına buradan paylaşmış olayım :) 

Fakir hayatı yaşayabilir miyim?

 Arkadaşlar beni linçlemeyin. Konu bildiğiniz gibi değil. Geçen bir şeyler oldu ve ben dedim ki okey ben annemin yanına gidiyor, sade bir hayat yaşıyorum. Abimin ilk tepkisi sen 1 gün yaşayamazsın oldu. Niye dedim. Damla saçmalama kahvenin yanında Baileys yok annemlerde dedi. Ben bozuldum içmem ne var yani dedim. Sonra muhasebecime dedim. Saçmalama sen işe girip başkasından emir alıp 150 bin lirayla mı geçineceksin dedi. Metro benim hayal ettiğim gibi değilmiş. Tıklım tıkış önce Dudullu sonra oradan gideceğin yereymiş. Sonra hatırladım ki ben yıllar önce Suadiye-Kadıköy sarı dolmuşa binmiştim. Şişko teyze üstüme kaykılıp klimasız ortamda kapı açılınca çığlık atmak istemiştim. Ama sorarsanız ayda ne kadar harcıyorsun bence 5 bin :)) tabi dışarıda yediğim yemek başına.  Sade hayata geçilir mi? Bilmiyorum. Benim gibi iyi eğitimli, belli topluluklarda kabul görmüş sürekli yükselen biri sade hayat yaşabilir mi? Bence evet ama çevremdekilere göre hayır.  Benim beklentilerim nel...

Senin Favori Küfürün Hangisi?

 Evet biliyorum biraz sert oldu :) Ama burası bir lifestyle blogu dersek yani bu da hayatın bir gerçeği. Aslında beni yakından tanıyanlar bilir ki ben asla küfretmem ve yanımda küfredilmesine de izin vermem. Hatta en ağır kelimem b.k bile gördüğünüz üzere noktalı yazarım. E Damla nerede çıktı derseniz, bir aydınlanma yaşadım da denilebilir :)) Bir kız arkadaşımın çok kullandığı bir küfür vardı. Eski eşine kızdıkça aşağıda linkini bırakacağım küfrü ederdi. İçimden bu kız ne saçmalıyor derdim. Gerçekten böyle beyinli insanlar var bunu anladım. Argolar, küfürler bir dili yaşatan unsurlar hatta abartalım zenginlikler diyelim. Hep ciddi şeyler yazdığımız bu blogumuza da bir küfür sallayıp sonraki yazıma geçelim :)) Ekşi küfür açıklaması