Ana içeriğe atla

Doktor Doktor

 Keşke her şey Teoman'ın şarkısındaki gibi olsa :) Benim mini minnak kızım prematüre doğduğu için rutinden fazla doktora gidiyoruz. Normal şartlar olsaydı doktorum Aslı Somunkıran Acıbadem Ataşehir ya da Acıbadem Altunizade arasında tercihimi yapmamı beklerken bir anda kendimizi Şinasi Can'da bulduk.

Evimize çok da uzak olmayan hastanede kontrollerimizi yaptıracakken çocuk doktorumuz hastaneyi bıraktı, kalp doktoru da Kozyatağı'nda randevu açınca evimize 2,5 km uzaklıktaki hastaneden devam edelim dedik. Vakit nakitti ve Kozayatağı Acıbadem de en eski hastanelerinden biriydi.

Bugün için Mehmet Malkoç isimli doktora randevu aldım. Ama nasıl olduysa hastanede randevu görüntülenemedi ve bana dendi ki sizi acil doktoru x bey var ona yönlendirelim. Döndüm, gözlerimi büyüttüm ve dedim ki benim çocuğum prematüre herhangi bir doktor bakamaz. Mehmet beyle konuşun olmuyorsa bir daha hastanenize gelmiyorum. 

Tabi o sırada planlar yapıyorum. Google'dan başlayıp Cimer'den çıkarsam Sağlık bakanlığına bana Meryem doktoru yazdılar ama onun yerine x doktor bakıyor gibi küçük bir sufle verirsem benim istediğim doktor bana evde bile kontrole gelebilir. Nitekim Acıbadem'in mobil hizmeti var.

Bunların hiçbirine gerek kalmadı. Doktor bir şekilde alabiliriz dedi ve muayeneye geçtik. Gördüğüm en iyi doktorlardan biriydi. Dedim ki bizim doktorumuz hastaneden ayrıldı ve CV'niz seçimime uygun. Her şeyi açıkladı, ilgilendi, soruların var mı dedi. Hem takvim ayını hem de düzeltilmiş ayını hesapladı ve İlk çocuğun mu dedi :)))) 0-3 ay çocuk bakımı, aşı takvimi, herseyi paylaştı

Diğer favori doktorumsa Florance Nightingale Kadıköy'den Sonila. Çok sevimli ama Mehmet bey kadar büyüme eğrisini alıp tek tek işaretlememişti.

Geçen hafta kuzenimizleydik. Eşiyle o doktorlar ve devlette çalışıyorlar. Çok şanslıyız ki FSM'de çalışıyor ve bize çok yakın. Ben de ne hastalığımız olursa önce ona soruyorum. Önce anlatıyor ve sonra mutlaka ekliyor. Uzmanına git! 

Bir hikaye anlattı. Doktorluk kutsaldır diye tekrar tekrar hatırlattı. İntihar vakasıyla bir hasta geliyor. Adı Ali Ölmez olsun. Genç bir çocuk. Stabil hale alıyorlar ve gözlemde tutuyorlar. Annesi İranlı iletişimde sorun yaşasalar da idare ediyorlar. Birkaç gün sonra da bir hasta kalp krizi tanısıyla kalbi durmuş olarak acile başvuruyor. Başlıyorlar solunum, kalp takviyelere ve bir yandan da kuzenim sesleniyor. Ahmet Ölmez yakınları burada mı? İranlı teyze geliyor. Teyze dur diyor senin oğlun iyi gözetimde. Tekrar sesleniyor. Ahmet Ölmez yakınları. Teyze kimlik kartını getiriyor. Ahmet amca Ali'nin babasıymış. Oğlunun haberini alınca hastanede fenalaşıyor ve kalp krizi geçiriyor. Kalp krizinin evde geçirileni ile hastanede geçirileni arasında da fark varmış. Geri dönme ihtimali daha yüksekmiş. Gerçekten çabalıyorlar, bir kaç gelse gitse de 40. dakikanın sonunda tam döndürüyorlar. Yoğun bakıma alınıyor, orada da iyi bakılıyor, sonra taburcu oluyor.

Kuzenim diyor ki 3 hafta sonra geldi, hayatımı kurtardın diye. Normalde hatırlamam çok hastadan dolayı ama bu hastanın garip hikayesinden dolayı hatırladım. Hayatımı kurtardın demiş. Haklı. İşin ilginci hiç bir hasar olmadan dönmüş (öldürmeyen Allah öldürmüyor arkadaşlar). Kuzenim hasta üzülmesin diye diğer oğlunu kenara çekmiş ve intihar eden hastayı sormuş. 

Hikaye gayet kalbe dokunan bir durum. Asıl kalbe dokunan ve benim Türk doktorlarına inancımı artıran şey hasta 80 yaşındaymış. Bu bir doktor için motivasyon kaybı olmuyor ve onun için savaşıyor!

Özel ya da devlet Türk doktorunun yeri ayrı! 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Number 3

 Arkadaşlar uzun zamandır yoğunluktan dolayı yazamıyorum. Beni affedin. Onlarca kriz, yüzlerce problemlerle uğraşırken arada güzel bir haber aldım. Beni affetmeniz adına buradan paylaşmış olayım :) 

Fakir hayatı yaşayabilir miyim?

 Arkadaşlar beni linçlemeyin. Konu bildiğiniz gibi değil. Geçen bir şeyler oldu ve ben dedim ki okey ben annemin yanına gidiyor, sade bir hayat yaşıyorum. Abimin ilk tepkisi sen 1 gün yaşayamazsın oldu. Niye dedim. Damla saçmalama kahvenin yanında Baileys yok annemlerde dedi. Ben bozuldum içmem ne var yani dedim. Sonra muhasebecime dedim. Saçmalama sen işe girip başkasından emir alıp 150 bin lirayla mı geçineceksin dedi. Metro benim hayal ettiğim gibi değilmiş. Tıklım tıkış önce Dudullu sonra oradan gideceğin yereymiş. Sonra hatırladım ki ben yıllar önce Suadiye-Kadıköy sarı dolmuşa binmiştim. Şişko teyze üstüme kaykılıp klimasız ortamda kapı açılınca çığlık atmak istemiştim. Ama sorarsanız ayda ne kadar harcıyorsun bence 5 bin :)) tabi dışarıda yediğim yemek başına.  Sade hayata geçilir mi? Bilmiyorum. Benim gibi iyi eğitimli, belli topluluklarda kabul görmüş sürekli yükselen biri sade hayat yaşabilir mi? Bence evet ama çevremdekilere göre hayır.  Benim beklentilerim nel...

Senin Favori Küfürün Hangisi?

 Evet biliyorum biraz sert oldu :) Ama burası bir lifestyle blogu dersek yani bu da hayatın bir gerçeği. Aslında beni yakından tanıyanlar bilir ki ben asla küfretmem ve yanımda küfredilmesine de izin vermem. Hatta en ağır kelimem b.k bile gördüğünüz üzere noktalı yazarım. E Damla nerede çıktı derseniz, bir aydınlanma yaşadım da denilebilir :)) Bir kız arkadaşımın çok kullandığı bir küfür vardı. Eski eşine kızdıkça aşağıda linkini bırakacağım küfrü ederdi. İçimden bu kız ne saçmalıyor derdim. Gerçekten böyle beyinli insanlar var bunu anladım. Argolar, küfürler bir dili yaşatan unsurlar hatta abartalım zenginlikler diyelim. Hep ciddi şeyler yazdığımız bu blogumuza da bir küfür sallayıp sonraki yazıma geçelim :)) Ekşi küfür açıklaması