Ana içeriğe atla

Açık ofis mi? Susun Artıııkkkk!!!!!

Şu ana kadar ki en büyük açık ofisimde çalışıyorum. Toplasanız 10 tane falan direktör odası vardır. Geri kalan olağanca masalar ve bilgisayarlar. Önümde mimarlar, emlak geliştirme ; arkamda ekip arkadaşlarım biraz arkamda The Body Shop marka çalışanları.

Ofiste uğultudan geçilmiyor, üstüne bir de 2 kişi aynı anda tartışmaya başladı mı ve birileri sana laf atınca? Yeter ulan diye bağırmak istiyorum. Az önceki gibi . Ve şimdi elinde altın mikrofonla şarkı söyleyen müdürümüz kopardı bizi!

Aslında çözümlerim yok değil. Yalın üretim kitaplarının birinde okumuştum. İnsanlar sizi rahatsız etmesin diye trafik ışıkları gibi ışıklarınız var. Siz birinin size bir şey sormasını ya da bir konuyla ilgili yaklaşmasını kırmızıyı yakarak engelleyebiliyorsunuz. Yalnız kuralda her gün belli saatler yeşil açık olmalı. Bence kesinlikle haklı.

Açık ofis mantığı bence hedefinden fazlasıyla şaştı. Önünüzdeki biri mağazayı geç açmaktan dolayı aldığı cezayı anlatırken konsantrasyon sağlamak öyle zor ki. 5-6 kişilik açık ofis yönetilebilir olurken 300 kişilik açık ofis tamamıyla anlamsız ve verimsiz. Açıkçası Starbucksta daha rahat çalışırım.

Victoria's Secret Alanı
Bir daha iş görüşmesine giderken kesinlikle en üst sıralara koyacağım şeylerden biri kendime ait bir oda olmak olacak. İşi kabul etmeyeceğim, bak nasıl alıyorum o odayı!!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Number 3

 Arkadaşlar uzun zamandır yoğunluktan dolayı yazamıyorum. Beni affedin. Onlarca kriz, yüzlerce problemlerle uğraşırken arada güzel bir haber aldım. Beni affetmeniz adına buradan paylaşmış olayım :) 

Fakir hayatı yaşayabilir miyim?

 Arkadaşlar beni linçlemeyin. Konu bildiğiniz gibi değil. Geçen bir şeyler oldu ve ben dedim ki okey ben annemin yanına gidiyor, sade bir hayat yaşıyorum. Abimin ilk tepkisi sen 1 gün yaşayamazsın oldu. Niye dedim. Damla saçmalama kahvenin yanında Baileys yok annemlerde dedi. Ben bozuldum içmem ne var yani dedim. Sonra muhasebecime dedim. Saçmalama sen işe girip başkasından emir alıp 150 bin lirayla mı geçineceksin dedi. Metro benim hayal ettiğim gibi değilmiş. Tıklım tıkış önce Dudullu sonra oradan gideceğin yereymiş. Sonra hatırladım ki ben yıllar önce Suadiye-Kadıköy sarı dolmuşa binmiştim. Şişko teyze üstüme kaykılıp klimasız ortamda kapı açılınca çığlık atmak istemiştim. Ama sorarsanız ayda ne kadar harcıyorsun bence 5 bin :)) tabi dışarıda yediğim yemek başına.  Sade hayata geçilir mi? Bilmiyorum. Benim gibi iyi eğitimli, belli topluluklarda kabul görmüş sürekli yükselen biri sade hayat yaşabilir mi? Bence evet ama çevremdekilere göre hayır.  Benim beklentilerim nel...

Senin Favori Küfürün Hangisi?

 Evet biliyorum biraz sert oldu :) Ama burası bir lifestyle blogu dersek yani bu da hayatın bir gerçeği. Aslında beni yakından tanıyanlar bilir ki ben asla küfretmem ve yanımda küfredilmesine de izin vermem. Hatta en ağır kelimem b.k bile gördüğünüz üzere noktalı yazarım. E Damla nerede çıktı derseniz, bir aydınlanma yaşadım da denilebilir :)) Bir kız arkadaşımın çok kullandığı bir küfür vardı. Eski eşine kızdıkça aşağıda linkini bırakacağım küfrü ederdi. İçimden bu kız ne saçmalıyor derdim. Gerçekten böyle beyinli insanlar var bunu anladım. Argolar, küfürler bir dili yaşatan unsurlar hatta abartalım zenginlikler diyelim. Hep ciddi şeyler yazdığımız bu blogumuza da bir küfür sallayıp sonraki yazıma geçelim :)) Ekşi küfür açıklaması