Ana içeriğe atla

Belgesel izlemekten Stoacı düşünmeye!

Evet geri döndüm =) Hem de çok kitap okumuş ve çok belgesel izlemiş olarak! Gece olunca bizim Yaproş canlanıyor ve 40 dakika emmeye bayılıyor. Hal böyle olunca ben de ya kitap okuyorum ya da Netflix açıyorum. Bu günlerde Social Dilemma ve Alkol Hakkında Herşey en sevdiğim belgeseller oldu. Socail Dilemma'ya bayıldım, mutalaka izleyin. Alkol hakkında herşeyi de benim gibi şarap sever biri için içki kullanmadığım şu günlerde moral oldu. Belgesel izlerken benim aklımda fikirler uçuşuyor. Alkol konusunu geçtim. Bizde niye böyle belgesel yoka geldim. Belgesel çok eğlenceliydi, şöyle olursa böyle olur, şimdi bir de böyle yapalım diye farklı farklı yaklaşımlar vardı. Bizde neden yok? Kolay cevap iktidar olurdu ama düşününce 90'larda da bu tarz belgeseller yoktu. Fransız filmlerini düşünün imgesel öğeler çok fazla ya da İngilizlerin belgeselleri çok eğlenceli. Bu tamamıyla özgür düşünceyle ilgili. İktidar ne olursa olsun biz hep tek yönlü bakıyoruz. Sıkıcı kuş belgeselleri, çiftleşme dönemleri. Neden bizde mutlulukla ilgili bir belgesel yok? Fantastik türünde neden örneklerimiz yok? Fransızlar yaratıcılık genlerleriyle mi doğuyor? 
Sorun bence toplum kültüründe ve eğitim sistemimizde. Yaratıcı düşünmeye sevk edecek bir eğitim sistemimiz yok. Dedikodu yapmayı seviyoruz. Stoacı düşünmeyi arkadaş sohbetlerinde tartışmıyoruz. Film eleştirmiyoruz ve kitap kulübümüz yok. Özgür düşünmüyoruz biz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Number 3

 Arkadaşlar uzun zamandır yoğunluktan dolayı yazamıyorum. Beni affedin. Onlarca kriz, yüzlerce problemlerle uğraşırken arada güzel bir haber aldım. Beni affetmeniz adına buradan paylaşmış olayım :) 

Fakir hayatı yaşayabilir miyim?

 Arkadaşlar beni linçlemeyin. Konu bildiğiniz gibi değil. Geçen bir şeyler oldu ve ben dedim ki okey ben annemin yanına gidiyor, sade bir hayat yaşıyorum. Abimin ilk tepkisi sen 1 gün yaşayamazsın oldu. Niye dedim. Damla saçmalama kahvenin yanında Baileys yok annemlerde dedi. Ben bozuldum içmem ne var yani dedim. Sonra muhasebecime dedim. Saçmalama sen işe girip başkasından emir alıp 150 bin lirayla mı geçineceksin dedi. Metro benim hayal ettiğim gibi değilmiş. Tıklım tıkış önce Dudullu sonra oradan gideceğin yereymiş. Sonra hatırladım ki ben yıllar önce Suadiye-Kadıköy sarı dolmuşa binmiştim. Şişko teyze üstüme kaykılıp klimasız ortamda kapı açılınca çığlık atmak istemiştim. Ama sorarsanız ayda ne kadar harcıyorsun bence 5 bin :)) tabi dışarıda yediğim yemek başına.  Sade hayata geçilir mi? Bilmiyorum. Benim gibi iyi eğitimli, belli topluluklarda kabul görmüş sürekli yükselen biri sade hayat yaşabilir mi? Bence evet ama çevremdekilere göre hayır.  Benim beklentilerim nel...

Özgür Demirtaşla olan Konuşmalarımızı İfşa Ediyorum.

Ayşe Arman nasıl adını duyurdu arkadaşlar? Yok mastürbasyon hikayesini anlattı, doğruysa :) İlk kez nasıl sevişti? Dünyada tek sevişen o zaten :)) Gündemin dikkatini çekti. Ben tabi o kadar ucuz olmayayım o kadar da ünlü olmama çok da gerek yok derken gün geçtikçe popüler isimler de hayatıma dahil oluyor. Yeni dernekler, yeni etkinlikler ve benim malum snob tavrımla günleri geçiriyoruz. Geçen gün biri dedi ki sen şunu çok iyi tanıyorsun. Onlar günde 100 milyon yazıyor. Ben içimde milyon, milyar derken bir yandan da diyorum ki yok aslında o kadar tanımıyorum. Arkadaşım diyor ki saçmalama tüm etkinlik boyunca beraberdiniz, ben tabi ilk bakışta nasıl sünepe gördüysem, tüm fotoğraflarda en uzağındayım, hatta orada olduğunun çok da umrumda değil :)))) Dün spor salonundayken benim gibi gediklisi bir ünlü geldi. Başta PT'ler yanından düşmüyor. Ben de onu değil annesini beğeniyorum mükemmel oyuncu diye neyse baktım bu benim istasyonu etrafındaki guruhla kaplayacak en iyisi dedim ki mat bul...