Ana içeriğe atla

Senin sınırın ne?

Bildiğiniz ya da bilmediğiniz üzere Sabancıda MBA yapmayı hatta burs kazanmayı kendime 2017-2018 hedefi olarak koydum. Dün arkadaşımla telefonla konuşurken Damla dedi Neden bu kadar çok istiyorsun?

Bu kadar çok istiyorum çünkü şu an hayatta beni en zorlayacak şey o. İşte belli bir yetkinliğe geldiğim için bulunduğum pozisyonda beni zorlayacak bir case yok. En fazla biraz vaktimi alır ve yaparım. Artık robot arızasını çözebilecek miyim, globale güzel sunum yapabilecek miyim gibi kaygılarım yok, biliyorum ki yapabileceğim.

Ama burs için dereceleri yapabilecek miyim? Sabancı jürisine nasıl sunum yapacağım diye kaygılarım var. Yapacağım konuşmanın çoğunu hazırlamış olsam da hala Gılgamış destanına ya da Yunan mitolojisine ya da Shakespeare e atıf yapmayı, giyeceğim kıyafeti ve el hareketlerimi nasıl yöneteceğim konusunda düşünüyorum.

Diğer yandan çok çalışıyorum. Einstein'ın dediği gibi başarının %1i yetenekse %99'u alınteridir. Gece 1 e kadar ders çalışıyorum. Sabah kalkmak zor oluyor ama daha önce eşimi kandırıp 8de çıkacağım dediğimde ve uyuyakaldığımdan beri askeri yöntemle Kalk, Kalk diye bana diretiyor ya da bu sabah yetiştirmem gereken rapor olduğu gibi ben sabah 6.40a 3 tane alarm kurup kendimi zorluyorum. Uyanamam diye yatak odasındaki rahat yatakta değil, salondaki 2li koltukta uyuyorum. Şarap, Irish Cream dahil hiç bir içki içmiyorum ki beni rahavete kaptırmasın. Öğle yemeklerinde yarı yarıya ders ve iş olarak geçiriyorum. Annem full destek haftada 2 ben yemek yapıyorsam o da 2 gün yolluyor. Eşim full destek haftasonu dışarı çıkılması gerekiyorsa Melissa'yı alıp çıkıyor.

Ben beni zorlayan amaç için elimden geleni yapıyorum. Ya sen?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Number 3

 Arkadaşlar uzun zamandır yoğunluktan dolayı yazamıyorum. Beni affedin. Onlarca kriz, yüzlerce problemlerle uğraşırken arada güzel bir haber aldım. Beni affetmeniz adına buradan paylaşmış olayım :) 

Fakir hayatı yaşayabilir miyim?

 Arkadaşlar beni linçlemeyin. Konu bildiğiniz gibi değil. Geçen bir şeyler oldu ve ben dedim ki okey ben annemin yanına gidiyor, sade bir hayat yaşıyorum. Abimin ilk tepkisi sen 1 gün yaşayamazsın oldu. Niye dedim. Damla saçmalama kahvenin yanında Baileys yok annemlerde dedi. Ben bozuldum içmem ne var yani dedim. Sonra muhasebecime dedim. Saçmalama sen işe girip başkasından emir alıp 150 bin lirayla mı geçineceksin dedi. Metro benim hayal ettiğim gibi değilmiş. Tıklım tıkış önce Dudullu sonra oradan gideceğin yereymiş. Sonra hatırladım ki ben yıllar önce Suadiye-Kadıköy sarı dolmuşa binmiştim. Şişko teyze üstüme kaykılıp klimasız ortamda kapı açılınca çığlık atmak istemiştim. Ama sorarsanız ayda ne kadar harcıyorsun bence 5 bin :)) tabi dışarıda yediğim yemek başına.  Sade hayata geçilir mi? Bilmiyorum. Benim gibi iyi eğitimli, belli topluluklarda kabul görmüş sürekli yükselen biri sade hayat yaşabilir mi? Bence evet ama çevremdekilere göre hayır.  Benim beklentilerim nel...

Senin Favori Küfürün Hangisi?

 Evet biliyorum biraz sert oldu :) Ama burası bir lifestyle blogu dersek yani bu da hayatın bir gerçeği. Aslında beni yakından tanıyanlar bilir ki ben asla küfretmem ve yanımda küfredilmesine de izin vermem. Hatta en ağır kelimem b.k bile gördüğünüz üzere noktalı yazarım. E Damla nerede çıktı derseniz, bir aydınlanma yaşadım da denilebilir :)) Bir kız arkadaşımın çok kullandığı bir küfür vardı. Eski eşine kızdıkça aşağıda linkini bırakacağım küfrü ederdi. İçimden bu kız ne saçmalıyor derdim. Gerçekten böyle beyinli insanlar var bunu anladım. Argolar, küfürler bir dili yaşatan unsurlar hatta abartalım zenginlikler diyelim. Hep ciddi şeyler yazdığımız bu blogumuza da bir küfür sallayıp sonraki yazıma geçelim :)) Ekşi küfür açıklaması